ZOKEV 25 yaşında!

0
232

Demokrasi yolunda, bilimin ışığında süren yolculuğumuzda 25. yaşımıza ulaştık. Bugün ZOKEV’in ilk genel kurulunu yaptığı günün yıl dönümü. Bir nevi doģum günümüz.

Peki, bugünlere nasıl vardık?

ZOKEV KURULUŞ SÜRECİ
100’den fazla Zonguldaklı aydın, zaman zaman bir araya geldikleri etkinliklerde bir güçbirliği çerçevesinde örgütlenmeye karar verdi. Zonguldak’da emek sınıfının haklarından yola çıkarak tarih, sanat, kültür ve eğitim alanında yeni projelerin planlanması ve uygulanması konusunda fikir birliği yaptılar ve bu fikirlerini halkla buluşturmak üzere çalışmalara başladılar. İlk toplantı 120 kişinin katılımıyla Haziran 1994 tarihinde yapıldı. “Nasıl bir örgütlenme?” sorusuna yanıt aranılan toplantıda, “Vakıf” önerisi kabul gördü. Çalışmaların sürekliliği ve sonuçlandırılması için 15 kişilik geçici bir komite oluşturuldu.
Geçici komite, Şubat 1995’te çalışmaları sonuçlandırarak vakıf kuruluş dosyasını yetkili makamlara sundu. Bu süre içinde Vakfın kuruluş bildirgesi, adı, tüzüğü, genel amaçları, en geniş katılımla ve demokratik tartışmalarla belirlendi. Anket ve paneller düzenlendi. Zaman zaman tüm kurucu üyelerin görüşlerine başvuruldu. Vakıf, 19 Mart 1995 tarihinde Resmi Gazete’de tescil edildi ve 15 Nisan 1995 günü çoğunluğun katılımıyla ilk genel kurul yapıldı.

KURULUŞ BİLDİRGESİ
Giriş
Son yıllarda ülkemizde bilim, kültür ve demokrasiyi hedefleyen olumsuz gelişmeler, halkımızın çoğunluğunda haklı kaygılar uyandırmaktadır. Çağdaş demokrasiyi savunacak güçlerin dağınıklığı bu kaygıları arttırmaktadır.
Ülke genelinde çağdaş yaşamı benimseyen insanlar, laiklik, bilimsel düşünce, ulusal egemenlik gibi Cumhuriyetimizin temel ilkelerine sahip çıkmak ve çağdaş demokrasiyi savunup geliştirmek için örgütlenmelere yönelmektedir. Zonguldak’ta da toplumun hemen her kesiminden bir araya gelen insanlar, ZOKEV çatısı altında örgütlenmeyi kararlaştırmışlardır.

Yenilikçi, İlerici ve Katılımcı Örgütlenmeye Zorlayan Nedenler
1-Çağdaş Uygarlığın Temel İlkelerine Yönelik Saldırılar
Üçüncü bin yıla girerken, içi ve dış güçlerin desteklediği kökten dinci ve ırkçı akımlar, devlet olanaklarından da yararlanarak büyümüş; kendini büyütenler de dahil, tüm toplum ve insanlık için tehlikeye dönüşmüştür. Başlangıçta gerçek amaçlarını gizleyen ve demokrasinden yana görünen şeriatçılar güçlendikçe, “Egemenlik ulusun değildir.” diyecek kadar cüretkar olmuşlardır.
İktidara geldiklerinde herkesin yaşam biçimine saygı göstereceklerine dair güvence vermeye çalışan şeriatçılar, aldıkları yerel yönetimlerde gerçek yüzlerini sergilemiş; sanata ve kültüre karşı saldırıya geçmişlerdir. Bu saldırganlığın nerelere varabileceği geçmişte Kubilay Olayı’nda ve 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’nda açıkça görülmüştür.
Bilinmelidir ki, demokrasi ve laiklikten yana güçler çoğunlukta olsa da, örgütlü ve kararlı bir mücadeleyle çağdaş uygarlığın temel ilkelerine sahip çıkılmadıkça, ülkemiz karanlığa daha çok gömülecektir.
2-Laiklik ve Demokrasiden Yana Olan Güçlerin Dağınıklığı
Devlet olanaklarını kullanmasının yanı sıra, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkeler tarafından finanse edilen şeriatçı güçler, bugün devletin aygıtının birçok mekanizmasını ve önemli yerel yönetimleri de ele geçirmiş durumdadır. Demokrasi karşıtlarının örgütlülüğüne karşı, laiklik ve demokrasi güçleri dağınıklık ve örgütsüzlük içindedirler.
Kimi önde gelen siyasi partiler, tarihsel ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmekten çok uzakta ve hatta “gaflet ve dalalet” içinde bulunmaktadırlar. Bu koşullarda, duyarlı insanlar sivil örgütlenmeler oluşturarak sürece müdahale etmenin yolunu aramaktadırlar.
3-Katılımcı Örgütlü Sivil Toplum İçin Mücadele Zorunluluğu
Çağdaş demokrasiler evrensel insan haklarına ve hukukun ünlüğüne dayanır. Tüm çağdaş demokrasiler laiklik temeli üzerinde yükselirler. Ülkemizde çağdaş demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlemesinin önünde, başta 1982 Anayasası olmak üzere, büyük engeller vardır. Bu engellerin aşılması örgütlü mücadeleyle mümkündür.
Demokrasi ve laikliğin olmadığı yerde ekmeğin, özgürlüğün ve onurun olamayacağını örgütlü mücadeleyle ortaya koymak gerekmektedir
Geleceğe Yönelik Düşünceler
Oluşturulacak vakıf, sanat ve kültürün yaygınlaştırılması, bilimsel düşüncenin savunulması, fanatizmin, ayrımcılığın, şovenizmin ve şiddetin dışlandığı bir demokrasi kültürünün oluşturulması için mücadele edecektir.
Çalışma esasımız şöyle olacaktır: Hedef kitlenin talepleri bilimsel yöntemlerle belirlenecek; demokratik bir tartışma ortamında değerlendirilecek ve gerçekçi uygulamalara girilecektir. Akıl verme, yol gösterme içinde bulunulmayacak; ne yapılacaksa, birlikte yapılacaktır.
Sonuç
Demokrasiden, laiklikten yana güçlerin demokrasi karşıtlarından ve şeriatçılardan daha cesur, daha kararlı ve daha örgütlü olmadığı bir ülke karanlığa gömülmeye mahkumdur. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Eğer güçlerimizi birleştirerek mücadele edersek, özgür ve aydınlık bir gelecek; başaramazsak, karanlık ve çağdışı bir gelecek bizleri beklemektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here