Turgut GÜVEN

0
246
İHANETE UĞRAYAN ŞEHİR!
Yazının başlığı bana ait değil! Ancak bu başlığa tamamen katılıyorum. Yazdıklarımı sonuna kadar okuduğunuzda sanırım sizde aynı şeyleri düşünecek, yazının başlığına katılacaksınız.

Hüseyin Fehmi İmer adını hiç duydunuz mu bilmiyorum! Bende geçmiş yıllarda Zonguldak ile ilgili okuduğum bir kitapta adı geçmiştiği için duymuştum. Ancak F.Ahmet Papila ile yaptığım bir sohbet sonrası elime tutuşturulan yazıyı araştırınca daha iyi tanımış oldum. Baktım kiHüseyin Fehmi İmer öyle okunup geçilecek biri değil.

23 Mayıs 1910 tarihinde Ereğli Kömür Madeni Müdüriyeti’ne tayin oluyor. Yani şimdiki TTK Genel Müdürü makamına. Ancak kendisi maden mühendisi falan değil, orman mühendisi.

O yıllarda Ereğli Kömür Madeni Müdüriyeti Ereğli’den Kozlu’ya taşınmış.

Hüseyin Fehmi İMER Kozlu’da göreve başladıktan bir hafta sonra tüm gözlemlerini ve önerilerini bir raporla Nezarete sunuyor, kısa sürede Maden Müdüriyeti binası ve ona bağlı çalışan diğer bürolar ile bu büroların memurları Kozlu’dan Zonguldak’a naklediliyor.

Havzada İSTASİNAPOLOS (Yunan) adında sadece bir maden mühendisi vardır. Oda istifa edip gidince Hüseyin Fehmi İmer harekete geçiyor. Gerekli işlemlerden sonra ve Nezaret yolu ile Alman Maden Mühendisi ŞTRONUZ’un ardından dört maden mühendisini daha kömür havzasına getiriyor. Bunlardan Wilhelm HUHNER başmühendis, ŞTRONUZ da başmühendis muavini sıfatıyla görev yapıyorlar. Yeni gelen mühendislerden Emin Bey Ereğli, Çamlı ve Kandillide; Sadi Bey Kozlu’da, Kenan Bey de Kilimlide görevlendiriliyor. Setrak Bey (Ermeni) ise Zonguldak Kontrol mühendisi sıfatıyla çalışmaya başlıyor. Böylece maden ocaklarının hükümet adına kontrolü daha farklı bir çizgiye oturmuş oluyor. Haliyle kömür üretimi artıyor..

1912 yılında Balkan Savaşı patlayınca savaşta lazım olan kömürün havzadan çıkarılması ve İstanbul’a taşınması işi yine Hüseyin Fehmi İmer’in çabaları ve maden işçisinin emeği ile gerçekleşiyor.

Rusya Osmanlıya savaş açınca (1914) bir Rus kruvazörü Zonguldak önlerine gelip şehri top ateşine tutuyor, Hüseyin Fehmi Bey halkın bombardımandan zarar görmemesi için Zonguldak demiryolunun özelliğinden yararlanarak dağların içindeki güvenli bölgelere “turuka”denilen maden direği vagonlarına insanları yüklemiş madenlerin içine sevk ediyor. Bu usul savaş boyunca uygulanmış ve kimsenin kılına zarar gelmemiştir. Ayrıca limandaki kömür taşıyan vagonları da emniyet altına almıştır. Bu işi büyük cesaretle bombardıman sürerken lokomotife binerek bizzat kendi organize etmiş vagonlar çekilerek istasyona getirilmiştir. Aynı durum kömür taşıyan mavnalar içinde geçerlidir. Biri dışında hiç biri zarar görmemiştir. Bütün bunlar olurken Zonguldak Kaymakamı bir Rus çıkartmasından korkarak polis komiseri ve jandarma komutanı ile beraber 6 saatlik mesafedeki Çaycuma’ya kaçmıştır. Bu şahıslar daha sonra divan-ı harbe verildiler. 21 Kasım 1914 tarihinde Hüseyin Fehmi İmer Cemal Paşa tarafından Dördüncü rütbeden Nişan-i Osmanî ile ödüllendirildi.

Şimdi aklınızdan yaşananları günümüze uyarlayın. Şehrin Valisi, Emniyet Müdürü, Jandarma komutanı savaştan zarar görmemek için kaçıyor, Zonguldak’ta yaşayan halkı TTK Genel Müdürü koruyor.

I.Dünya savaşı boyunca donanmanın kömür ihtiyacını sağlanması için gayretlerinden dolayı Hüseyin Fehmi Bey’e müttefik Almanya tarafından İkinci rütbeden Demir Haç madalyası veriliyor. Bizzat Alman Amiral SOUCHON tarafından 18 Haziran 1918 tarihinde madalya Zonguldak limanında Yavuz zırhlısında takılıyor.

5 Mayıs 1919 tarihinde Yunan askerlerinin İzmir’i işgal etmesinden 13 ay sonra Fransızlar Zonguldak’ı askeri olarakta resmen işgal ediyor. (8 Haziran 1920).

Hüseyin Fehmi Bey Milli Mücadele döneminde de Zonguldak Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşunda yer alıyor. Sadrazam Ferit Paşanın Fransız işgali öncesi Zonguldak’a yolladığı kaymakamı Zonguldak deresinin karşısına geçirtmeyerek ona Kuvva-i Milliye adına gözdağı veriyor.

Fransızların amacı, kömür satışını kontrol etmek ve Zonguldak’tan Ankara’ya yapılan kömür ve para transferini önlemektir. İmer güzel konuştuğu Fransızcasıyla “İnebolu açıklarından el konulan kömür yüklü şilebi serbest bırakmadığınız Üzülmez deresini geçtiğiniz takdirde eli silahlı 40-50 bin milis kuvvetinin yanı sıra milli hükümette size bir cephe açacak Antep ve Maraş yenilgisinin beterini göreceğiniz gibi Zonguldak’ta ne Fransız ne de Şirketi Osmaniye kalacaktır, tercih sizindir” diyor. Fransız komutan İstanbul işgal kuvvetleri komutanı Ronch’e Des Pere‘ye durumu bildiriyor. Sonuçta 21 Haziran 1920 tarihinde Zonguldak işgali son buluyor.

Diğer taraftan Yunanlılar İzmir’i işgal ettikten hemen sonra Afyonkarahisar ve Polatlıya kadar ilerliyorlar. Milli Hükümetin acil paraya ve kömüre ihtiyaç duyuyor.

Hüseyin Fehmi Bey Maliye Nazırı Ferit Bey‘le görüşerek TBMM’den, o zamanın kömür kumpanyalarından “limandan yükledikleri maden kömürünün yıkanmışından üç, yıkanmamışından iki altın olmak üzere ton başına 2.5 altın alınmasını” öngören 28 Ağustos 1920 tarihli 11 numaralı kanunun çıkarılmasını sağlıyor. Böylece her ay düzenli olarak 100-150 bin altın Ankara’ya dolayısı ile milli mücadeleye katkı sağlanıyor. Lozan antlaşmasına kadar 5 milyon altın lirayı aşan miktarda yardım bu şehir tarafından Ankara’ya gönderiliyor. Bu durum Zonguldak Maden ocaklarının 1939 yılında devletleştirilmesine kadar sürüyor.

Hüseyin Fehmi İmer konusuna devam edeyim! İmer 11 Mayıs 1921 tarihinde 11 yıl hizmeti sonucunda Ereğli Maden Müdürlüğünden emekli oluyor. Sonra özel kömür şirketlerinde çalışıyor, Zonguldak Liva ve Vilayet Meclisi İdare azalığı, Umumi Meclis Azalığı, CHP İl Başkanlığı sonrasında , 1925 ve 1927 yıllarında Zonguldak Belediye Başkanı seçiliyor..

Belediye başkanlığı döneminde Zonguldak’a elektrik getirilmesini sağlıyor. Tüm bu hizmetlerinden ötürü TBMM kendisini İstiklal madalyası ile ödüllendiriyor.

Halkevi yöneticiliği de yapan İmer, Zonguldak’ta kömürün bulunması ve Uzun Mehmet konusunu ortaya atan öyküyü Tahir Akın KARAUĞUZ ve Ahmet Naim ÇILADIR ile birlikte kaleme alıyor.

İmer, Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi yani Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebinin açılmasında da önemli hizmette bulunuyor. Bu okul Türkiye Cumhuriyeti’nin madencilik alanında maden mühendisi yetiştiren ilk yüksekokulu olma özelliğini taşıyor.

Meşrutiyet Mahallesi, Mithatpaşa Mahallesi, Terakki Mahallesi ve Ontemmuz Mahallesi gibi mahalle isimleri Havza Kömür Müdürü Hüseyin Fehmi İMER, Akın Tahir KARAUĞUZ ve diğer İttihatçı kadrolar tarafından 1920 öncesi veriliyor.

Hüseyin Fehmi İMER yerleştiği İstanbul’da 14 Haziran 1960 tarihinde yaşamını yitiriyor.

Osmanlının parçalanması sonrasında Kurtuluş Savaşı sırasında Hüseyin Fehmi İmer’in ülke için, sonrasında ise Zonguldak için yaptıkları ortada. Eğer bu konuda araştırma yaparsanız inanıyorum ki başka bilgilere de ulaşmak mümkün.

İşte F.Ahmet Papila’nın elime tuttuşturduğu yazı beni buralara getirdi. Papila E.K.İ Üzülmez Bölge Müdürlüğü, sonrasında Çayırhan Müessese Müdürlüğü yapmış şimdilerde emekli olmuş bir Zonguldak insanı.

O halde soralım! Zonguldak’ta uzun yıllar maden işletmelerinin başında önemli hizmetler veren, Kurtuluş Savaşında düşmana karşı duruş sergileyip, kömür üretimini arttırarak katkı sağlayan, bir dönem Belediye Başkanlığı da yaparken, şehre elektiriği ve bir çok hizmeti getirmiş olan İmer’e bu şehir nankörlük yapmış olmuyor mu? En azından bu şehrin caddelerinden birine Hüseyin Fehmi İmer adı verilerek bu insan kalıcı hale getirilemezmiydi.!

Zonguldak’ın ve maden işçisinin dolayısıyla bu şehirde yaşayan halkın ülkenin düşman işgalinden kurtulmasında, Cumhuriyet döneminde ülkenin inşasına ve kalkınmasına katkıları saymakla bitmez. Ancak siyasi iktidarların bu şehre yıllardır şaşı baktığını, AKP’nin ise bu şehri bitirmeye yok etmeye odaklandığını yaşayarak görüyoruz. Ahde vefa mı, araki bulasın.

Bu şehir ve halkı yazının başlığı gibi ihanete uğramıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here