ZOKEV 2019 EĞİTİM, KÜLTÜR VE BİLİM ÖDÜLLERİ VERİLDİ

0
515

Vakfımızın 2019 Eğitim, Kültür ve Bilim Ödülleri, 18 Şubat 2020 tarihinde, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Lokalinde yapılan bir törenle sahiplerine verildi.

Grup Kömür Karası’nın verdiği keyifli bir dinletiyle başlayan törende açılış konuşmasını ZOKEV Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Coşgun yaptı. Coşgun konuşmasında şunları söyledi: “Vakfımız üç yıl önce bu ödülleri vermeyi kararlaştırırken, amacımız, kuruluş senedimizin 3. maddesi doğrultusunda, kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteren kişilerin ya da kurumların çalışma, eser, etkinlik ve hizmetlerini değerlendirmek, özendirmek ve desteklemekti.

Bildiğiniz gibi, kültür ve eğitim zaten bizim vakıf olarak çalışma alanımızı belirleyen iki önemli alandı. Ve yine ZOKEV’i tanıyan dostlarımız iyi bilirler, vakfımızın ambleminde özellikle vurgulanan bir hassasiyetimiz daha var: Bilim ve demokrasi. Kurulduğumuz günden bu yana kültür ve eğitim alanındaki çalışmalarımızı hep bilimin ve demokrasinin evrensel ilkeleri ışığında yürüttük, yürütmeye devam ediyoruz.

Vakfımız kurulduğu günden bu yana, bazen bu sanatçıların eserlerinin geniş kitlelerle paylaşmasında köprü olmuş, bazen yeni kuşaklar tarafından tanınmayan yitirdiğimiz sanatçılarımızın yeniden gündeme getirilmesine vesile olmuş, bazen de büyük bir değerbilirlik örneği göstererek kent ve ülke kültür/sanat birikimine katkı vermiş isimleri yarışmalar ya da saygı geceleri yoluyla toplumsal belleğimizde ölümsüzleştirmiştir.

Laik ve çağdaş niteliklerinden her geçen gün biraz daha uzaklaşarak, gerici ve bağnaz yapılanmalar eliyle ortaçağ karanlığına teslim edilen eğitim alanında da gücümüz ölçüsünde mücadeleyi sürdürüyoruz. Yüksek öğrenim gören öğrencilere yönelik burslarımız istediğimiz düzeyde olmasa da devam ediyor. Çocuk ve gençlik projeleriyle daha çağdaş bir eğitim ortamı yaratılması için, bağışçı dostlarımızın da katkılarıyla önemli çalışmalar yapıyoruz. Son olarak, geçen yıl yitirdiğimiz hemşehrimiz merhum Fulya Turna adına Gökçebey’de bir ortaokulda gerçekleştirdiğimiz kütüphane ve zeka oyunları salonuyla, eğitim alanına olan katkılarımıza bir yenisini daha eklemiş olacağız. Buranın açılışını da Mart ayı sonunda, Kütüphaneler Haftası kapsamında yapacağımızı şimdiden müjdelemek isterim.  

Yaşamın her alanında bilimi önceleyen bakış açısı bize, “Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ten mirastır. Son çeyrek yüzyıldır olduğu gibi, bundan böyle de çalışmalarımızı hep inatla ve ısrarla bilimin ışığında sürdüreceğiz. Karanlık güçlerin, şarlatanların karşısında en büyük gücümüz her zaman bilim ve akıl olacaktır.

Vakıf çalışma eksenimizi oluşturan kültür, eğitim ve bilim alanındaki her çabaya olan duyarlılığımızı ve desteğimizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

Bugün burada farklı dallarda ödül sunacağımız dostlarımızdan bazılarını uzun süredir yakından tanıyor, bazılarını ise göz ucuyla da olsa ama kesinlikle alıcı bir gözle izliyoruz. Her birinin nasıl büyük bir çaba ve özveriyle çalışmalarını sürdürdüğünün yakın tanığıyız. Her biri bugün alacağı ödülü fazlasıyla hak ediyor. Biz bu ödülleri verirken yalnızca vakfımızın duygu ve düşüncelerini değil, tüm kentin vicdan ve hissiyatına da tercüman olduğumuzu düşünüyoruz.

Kaldı ki asli düşüncemiz şudur: Burada az sonra ödüllerini alacak olan dostlarımızdan hiçbiri bugüne kadar yaptıkları çalışmalarda bir karşılık ya da ödül beklentisi içinde olmadılar. Onlar, sahip oldukları kültür, bilinç, vicdan ve iş namusu ile her zaman en iyisini, en güzelini ve en doğrusunu yapmak için çaba gösteren bizim nezdimizdeki örnek kişilerdir. Bu ödüller kuşkusuz onlardan çok bizim onurumuzdur. Biz bu akşam onlara minnet duygularımızı ifade eden küçük bir teşekkür sunuyoruz. Onların yüce gönüllükleri yanında bizim yaptığımız şey sadece, bu kadim topraklarda vefanın ve değerbilirliğin hala ölmediğinin küçük bir örneği sayılsın isteriz. Hepsi bu.”

Daha sonra ödül dağıtımına başlandı. İlk olarak bilim dalında ödül alan Prof.Dr. Mustafa Sözen’in ödülünü Vakfımız Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Coşgun verdi. Sözen ZOKEV’e ve salonda bulunan izleyiciler teşekkür ederek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Her başarı ve ardından gelen ödül birdenbire ortaya çıkmaz. Her ödül uzun süren bir çalışmanın ve gayretin sonunda gelir. Hani derler ya, bir çocukluğunuza gidin! Her şey çocuk döneminde başlıyor. Ortaokul dönemlerinde benin akranlarım çizgi film seyrederken ben belgesel kanalları izlerdim.  O dönemlerde Kaptan Costeau belgeselleri çok meşhurdu.  Denizlerde sürekli dalış yapıp yeni keşiflerde bulunuyorlardı. Lisede en çok sevdiğim ders biyoloji dersiydi. Üniversite yıllarında da biyoloji öğretmenliğini kazanmıştım. Biyolojiyi çok sevdiğim için keyifli bir dört yıllık öğrenim gördüm.  Hatta bazı dersleri tekrar girdiğimde hocalarım, “burada senin ne işin var!” diye şaşırırlardı. Sınıfımın en iyi öğrencisi değildim ama başarılı olanların arasındaydım.

Üniversiteyi bitirince şimdiki KPSS sınavına benzer bir sınava girerek öğretmenliği hak kazanabiliyorduk. O sınavda Türkiye 15.’si olmuştum. Birinciyi sürekli merak ediyordum. 1991 yılında Ankara Üniversitesi’ne asistan olarak başladığımda o kişi ile tanıştım. O da benim gibi orada asistan olarak göreve başlamıştı. Ondan daha iyi olmak istiyordum ama o arkadaşım dönem birincisi olarak mezun oldu. Çok başarılı bir arkadaşımdı. Yurt dışı kredisiyle Amerika’ya gidip eğitimine devam etmek istedi.  Ama çeşitli nedenlerde doktorasını tamamlayamayıp geri döndü. Başarılı öğrencilerimizi eğitimlerini tamamlaması için yurt dışına gönderiyoruz ama onları ya cemaatlere kaptırıyoruz veya sahip çıkmıyoruz. O arkadaşımın geri dönüşüne çok üzülmüştüm. 

Üniversiteye başlamadan önce Ankara’nın Bala ilçesine bağlı bir dağ köyünde 2,5 yıl ortaokul öğretmenliği yaptım. Yeni açılan okuldu ve ilk öğretmenleriydik. Bütün öğrencilerimi tek bir sınıfta toplayıp öyle eğitim veriyordum.  3 km mesafede başka bir köyde benim gibi tek başına eğitim veren tarih öğretmeni vardı.  Sonra onunla anlaşıp dersleri bölüşmeye başladık. O bizim okulda haftanın iki günü tarih dersine giriyordu. Ben de haftada iki gün onun okuluna edebiyat dersine gidiyordum. Böylece öğretmen sayımız ikiye çıkmıştı. 

3 km yolu her gün yürüme gidip geliyorduk.  Tarih öğretmeni arkadaşım beni yılın öğretmeni adayı olarak önermiş. O yıl, yılın öğretmeni ödülünü almıştım. O da şimdiki ödülüm gibi hiç beklemediğim şeydi. O yolu her gün nasıl gidip geldiğimi sormuşlardı.  Ben Antalya’nın Toros Dağları’nda keçilerin arkasından koşturmuş birisiyim, yürümeyi hayatın doğal akışı olarak görürüm.

Hayatım boyunca mesai kavramım olmadı.  Ankara Üniversitesi’nde asistanlık yaptığım dönemde okulun en erken gelen en geç giden asistanıydım. Meslek hayatımda kişisel tempom normalin iki katının üzerinde olmuştur. Lisans eğitimine 1990 yılında başlayıp 2000 yılında bitirdim. 1993 yılında eşim Fatma ile bir arazi gezisinde tanıştım. O dönemden itibaren eşimin fedakârlık dönemleri başlamış oldu.  Başarılarınızın devam etmesinde eşinizin desteğine bağlı oluyor.  Şu anda aldığım ödül de eşimin de payı olduğunu düşünüyorum.

2000 yılında Ankara’da doktorayı bitirince dört arkadaş Zonguldak’a gelip Biyoloji Bölümü’nü kurmaya karar verdik. Sadece dört duvardan ibaret, malzeme deposu olarak kullanılan yeri laboratuvara çevirdik.  Üniversitenin bize açtığı imkanlarla pek çok bilimsel projenin altına imzamızı attık. Bilimsel projeleri yapmak için sizi destekleyen bir eşiniz ve çok iyi bir ekibiniz olması gerekir.   TÜBİTAK projeleri alarak laboratuvarımızı kurduk. Bugüne değin 15 yüksek lisan öğrencisi mezun ettim. Dört doktora öğrencisi de mezuniyet aşamasına geldi. Bu açıdan bilimsel tatmin yaşıyorum. Benden sonra burada benim çalışmalarıma devam edebilecek on kişilik bir ekibim var.

Birkaç sene önce gazetede bir haber çıkmıştı. Alanında Türkiye’de tek insan diye hocanın birini öven bir yazıydı. Yaş haddini doldurduğu için emekli oluyormuş. O haberi okuyunca, “niye alanında tek kişi?” diye kendi kendime sormuştum.  En önemli üniversitelerin birinde emekli olana kadar çalışmışsın ama kendinden sonra bir kişi bile yetiştirip bilime katkı yapmamışsın? Bence bir o kadar daha yaşasa bilime ne katkı yapabilir ki?

Şu anda üretken bir ekip olarak TÜBİTAK’tan 3- 4 tane bilimsel proje ile birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. TÜBİTAK’ın desteklediği kimya, biyoloji araştırma destek grubunda dört yıl boyunca görev yaptım.  Önümüzdeki yıllarda Dünya çapında en önemli bir biyoloji kongresi çalışması var.  O kongrede ülkemizden tek Uluslararası Bilim Kurulu Üyesi olmaktan onur duyuyorum. 2004 yılında Ankara’da yayınlanan kitabımın tekrar basılmasına karar verildi. O kitabın yayın koordinatörü olduğum için mutluyum. Üniversiteye girdiğim zaman dünyanın en iyi biyoloğu olacağım, diye kendime söz vermiştim. Ama böyle bir şeyin mümkün olamayacağını, sadece iyi biyologlardan birisi olabileceğimi öğrendim.  Çünkü bu alanın içinde çok farklı birimler var. İyi bir ekibimin olmasından ve eşimin her türlü desteği göstermesinden dolayı hayatımın en değerli ödülünü almış oldum. Beni bu ödüle layık gören ZOKEV’e teşekkür ediyorum.”  

Bilim dalında ikinci ödülü BEÜ-Grizu 263 Uzay Takımı’na verildi.  Grizu-263 Uzay Takımı’nın ödülünü Prof. Hakan Kutoğlu verdi.  Prof. Hakan Kutoğlu yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Yüksek Maden Mektebi’ni de işin içine katarsak, bu kentte 90 yıllık bir yüksek eğitimin olduğunu görüyoruz. BEÜ ‘nün çok köklü mühendislik alt yapısı olan bir üniversitedir. Dekanlığını yapmış olduğum fakülte gençlerimizin Türkiye çapında ve uluslararası alanda böyle bir başarıya sahip olmaları bizim adımıza gurur ve moral vericidir.  Başarıları arkadan gelen gençlerin aynı yolda yürümeleri açısından çok önemlidir. Fakültemizde buna benzer toplulukların sayısı onu geçti. Bu öğrencilerimiz cumartesi Pazar olmak üzere 7-24 olmak üzere üniversitemizde sürekli çalışıyorlar. Türkiye’de böyle bir fakülte yok.  Hafta içinde mesai saatleri dışında başka fakültelerde kapılar kilitlenir. Grizu 263’ün açtığı yoldan gelen gençlerimiz var.  Onların başarıları Grizu 263’ün gölgesinde kaldı. Bizler akademik yaşamımızı başka üniversitelerde sürdürebiliriz.  Öğrencilerimiz de mezun olduktan sonra bu kentten gideceklerdir.  Ama üniversitemiz burada kalacaktır. Bu yüzden Zonguldak halkı üniversitesine sahip çıkmalıdır.”

Grizu-263 Uzay Takımı temsilcisi Çağla Aytaç Dursun teşekkür konuşmasında şöyle dedi: “Bundan 4 yıl önce Zonguldak’ın karanlık maden ocaklarından uzayın sonsuz derinliklerine diyerek bu yola çıktık. Ulusal ve uluslararası birçok başarı elde ettik. Şu anda üzerinde çalıştığımız bir tüp uydu var. Bu uydu ile Kozlu’da kaybettiğimiz. 263 maden şehidimizin adını uzayda yaşatacağımızı düşünüyoruz. Aklın ve bilimin ışığında çalışmalarımızı sürdürmeye ve Zonguldak’a yeni heyecanlar yaşatmaya devam edeceğiz.”

Kültür dalında ödül alan Doç.Dr. Şahin Yıldırım’ın ödülünü Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı verdi. Ödülünü alan Yıldırım şunları söyledi: “ZOKEV’in Kültür ödülüne bizi layık görmesini kendi adıma çok anlamlı buluyorum. 25 yıldır Türkiye’nin doğusundan batısına kadar birçok yerde önemli kurtarma kazı çalışmalarında bulundum.   Zeugma’da, Edirne ve Trakya kazılarında bulundum. Mesleğimi kazılara duyduğum saygı ve bilim aşkı ile yaptım. Filyos kazılarını başlatan değerli hocam Prof. Sümer Atasoy’a minnettarım. Zeugma’dan buraya gelirken çok iyi bir yere geldiğimi düşünüyordum. İlk geldiğimde buranın ılıman bir iklimi vardı ama şimdi küresel ısınma nedeniyle buranın da sıcaklığı arttı. Daha düne kadar Karadeniz’de bir antik kenti olduğundan kimsenin haberi yoktu. 14 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak Karadeniz’de Tios Antik kentinin gün yüzüne çıkardık. 2019 yılı itibarı ile Filyos Antik Kentinin ziyaretçi sayısı 100 bini aştı.  Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yaptığımız başvuru kabul edilerek Filyos Tios Antik kenti 143. Ören yeri olarak kabul edildi. Karadeniz’de kazı yapılan ve su altı çalışması yapılan tek yer. Zonguldak halkının yanımızda olmasını bekliyoruz.”

Kültür dalında ödül kazanan fotoğraf sanatçısı ve SergiOdası yönetici İbrahim Akyürek’e ödülünü ZOKEV eski Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kalafat verdi. Ödülünü alan Akyürek teşekkür konuşmasında şöyle dedi: “Öncelikle gönüllük esasına dayanan ZOKEV çalışmalarını kutluyor, çalışmalarda bulunan gönüllülere teşekkür ediyorum.  Diğer ödül alan arkadaşlarımın da zorunlu saatler dışında yaptıkları gönüllü çalışmalardan olduğunu görüyorum. Gönüllü sözcüğünü bilinçli olarak kullandım. Bizim dışımızda da gönüllü olup ama zaman bulamayıp işin peşinde koşmak isteyen insanlar var. ZOKEV nasıl bizi hatırladıysa, bizim de onları hatırlayıp gündeme getirmemiz gerekiyor. Buradan onlara da teşekkür etmek istiyorum. Bu tür gönüllü derneklerin kadrolarını sık sık yenilemeleri gerekiyor. Aksi takdirde bu tür yerlerde hata yapma olasılığı öne çıkıyor.

Benim fotoğrafa ile olan ilgimde doğup büyüdüğüm bu şehrin ilgisi var. Eskiden EKİ’de yediyi aşkın bölge sinemaları vardı. Açık hava sinemalarımız vardı.  Bizim evimizin karşısında Yeni Özmelek ve Terakki açık hava sineması vardı. Ondan önce gençlik yıllarımda mahallemizdeki çocuklara Karagöz- Hacivat oyunu oynatırdım. Bu yüzden, görselliğe olan ilgimin mahalle oyunlarında başlamış olduğunu düşünüyorum. Daha sonraları sinemalardaki makine dairelerinde kopan film parçalarına elim değdi. Üniversite yıllarında sinemaya olan ilgim büyüdü. Haftada iki defa Yayla Sineması’na film gösterimi olurdu. İstanbul’a gidince SİNEMA-TEK’i buldum. Onat Kutlar’ın Şakir Eczacıbaşı’nın kuruluşuna emek verdikleri SİNEMA-TEK’de filmler izledim. Ama sinema ile ilgili kurslar olmadığı için fotoğrafa yöneldim. Şu anda İFSAK 60. Yılını kutluyor. Bunun 15 yılında yöneticilik yaptım. Zonguldak’a dönünce ZOKEV çatısı altında fotoğraf kursları verdim.  Zonguldak Fotoğraf Derneği ve başka gönüllü fotoğraf grupları var. Yaptıkları gönüllü çalışmaların için onlara da teşekkür etmek gerekiyor.”

Yine kültür dalında ödül kazanan eğitimci ve halkoyunları araştırmacısı Nilgün Çelik, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi Başkanı Çağlar Öztürk’ün elinden aldığı ödül sonrasında şunları söyledi: “Doğma büyüme Çaycumalıyım. Hüseyin Çakır karşı köyümüzdendi. Onun sazlı sözlü türkülerini dinleyerek büyüdük. Öğretmen okulunda halk oyunları oynadım. Başka yörelerin oyunlarını oynarken neden biz kendi yöremizin oyunu oynamıyoruz? Diye sürekli kendimi sorgulardım. 1976 yılında ilk görevim için Çaycuma’ya geldiğimde o günden bu yana derleme işini gönüllü yapmaya başladım. Kültür çok derin bir kuyudur. Gelenek görenek, yöresel giysi ile ucu bucağı belirsiz bir kültürel çalışmanın içinde kendimizi bulduk. Hala bu kuyunun içindeyiz. Bizi önemseyip bu ödülü verdiği için ZOKEV’e teşekkür ediyoruz.”

Nilgün Çelik ve arkadaşları daha sonra koreografisini kendisinin düzenlediği “Döktürü Muazzez” adlı oyunu sahnelediler.

Eğitim dalında aynı gerekçelerle ödül kazanan Esma Filizdal Hamzaçebi ile Bahar Arslan ödüllerini Vakfımız Mütevelli Heyeti Başkanı Y.Aykut Kırbıyık ve Mütevelli Heyeti başkan Yardımcısı Ece Bakioğlu’nun elinden aldı. Hamzaçebi burada yaptığı teşekkür konuşmasında, “çok sevdiği öğretmenlik mesleğini seçmesinde annesinin büyük desteği olduğunu, tüm zorluklara rağmen, öğretmenliği ve öğrencilerini çok sevdiğini” söyledi. Bahar Arslan da yaptığı konuşmada, ödül için kendilerini seçen ZOKEV yöneticilerine teşekkür etti.

Eğitim dalında son ödülü ise Murat Durmuş kazandı. Vakfımız eski Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Vedat Didari’den ödülünü alan Durmuş konuşmasında şunları söyledi: “Bu ödül benim işin çok anlamlı. ZOKEV Yönetimine ve Mütevelli Heyetine çok teşekkür ediyorum.  Eğitim camiasının ilk günlerinden beri eğitimciler sürekli kendilerini baskı altında hissetmişlerdir. Ülkemizde eğitimci olmanın bedellerini sadece ben ödemiyorum. Hakkımda kasıtlı olan suçlamalardan ben de kendi payıma düşeni aldım. Eğitimcilerin tarihi mücadele ile doludur.  Bu mücadelenin ardıma düştük. Amacımız düşünen, üreten, bilimsel, laik öğrenciler yetiştirmektir. Bu mücadeleyi sürdürürken yanımda olan başta eşim olmak üzere öğretmen arkadaşlarıma ve Eğitim-Sen’li arkadaşlarıma ve beni yalnız bırakmayan basın emekçilerine teşekkür ediyorum.”

Program ödül kazananların ve ödülleri dağıtan konuklarımızın katıldığı toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here