MADENCİ FIKRALARI KAYIT ALTINDA

0
24

BEÜ Öğretim Üyesi Mustafa Yüce’nin madenci fıkralarından oluşan “İşin Şakası” adlı kitabın tanıtım ve imza günü yapıldı. Burada konuşan Yüce, “Üç dört yıl fıkra derledim. Belirli bir sayıya gelince basımına karar verdim” dedi

Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Mustafa Yüce’nin madenci fıkralarından oluşan “İşin Şakası” adlı kitabının tanıtım ve imza günü yapıldı. Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) tarafından düzenlenen imza günü ve söyleşiye CHP Merkez İlçe Başkanı Fikret Zaman, ZOKEV Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kalafat, GMİS eski Genel Başkanı Ramis Muslu, GMİS eski Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Ataman, ZOKEV üyeleriyle ilgili bir kalabalık katıldı. ZOKEV Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Öztürk’ün sunumunu yaptığı etkinlikte birçok katılımcı kendi dağarcığındaki madenci fıkralarını paylaşarak etkinliğe renk kattı. Ahmet Öztürk yaptığı sunum konuşmasında, “ Uzun yıllar yeraltında çalıştım. Maden işçileriyle ekmeğimi bölüştüm. Terlerimiz birbirine karıştı. Yeraltı hepimizi kömürün karasında eşitledi. Ölümler her an burun buruna olan insanlar, o büyük stresi yenebilmek için birbiriyle şakalar yapar. Bu şakalar çok zeki ve bilgecedir” dedi.

ÖZTÜRK: “KÜFÜRLER DE KÜLTÜRÜN BİR PARÇASIDIR”

Küfrün yeraltındaki faaliyetin doğal bir parçası olarak sanata dönüştüğünü de söyleyen Öztürk, sözlerini, “İnsanlığın kültürünü her yönüyle ele almak lazım. Yalnızca üst estetik duygular dediğimiz kavramlarla ifade edilmez. Yeme içmeden söylencelere, küfürlerden manilere her şey kültürümüzün bir parçasıdır. O bilgece edilen sözleri biz nedense yok sayarız. Entelektüel çevrede bunlar garipsenerek alt kültürün ürünü olduğu söylenir. Uzun yıllar üniversitemizde görev yapmış değerli Mustafa Yüce bunlardan yüksünmedi, kent kültürünün doğal bir parçası olarak gördü. Yavaş yavaş kaybolmaya başlayan madencilik kültürü ile birlikte bu kültürün de yok olmamasını düşünerek, bunları kayıt altına alarak geleceğe aktarılmasını sağladı. Bu çok değerli bir çalışma. Nasıl ki kültürümüzde Nasrettin Hoca varsa yeraltında da böyle bir kültür var. Bu bir bölümüyle de olsa, kitabın hacmi kadar kayıt altına alındı. Ben bir Zonguldaklı olarak, bu çabalarından dolayı kendisine teşekkür ediyorum” diyerek tamamladı.

YÜCE: “İLHAMIMI HÜSNÜ KALAFAT’TAN ALDIM”

Daha sonra söz alan Mustafa Yüce, “Bu kitap çalışmasını Zafer Kalafat’ın babası Hüsnü Kalafat’a borçluyum. Kendisi Zonguldak’ta hem sporcu, hem siyasetçi olarak, hem de TTK’de etkin görevlerde bulundu. Buralarda görev yaptığı sıradaki anılarını el yazısıyla kaleme almış. Ben bunları okudum. Kozlu’da Hamilton firmasının kuyuları açtığı sırada yaşadığı olaylar da var. Komik olayları da içine yerleştirmiş. O fikir oradan uyandı. Babam da Zonguldak Lavuarı’nda emekli, ben de o esprileri biliyorum bir parça. Bunu yakın çevreme de açtım. Bu konuda bilgisi olduğunu düşündüğüm insanlardan fıkralar dinledim. Birçoğu sözel olan bu fıkraları kaleme almak bana düştü. Çok az insan yazılı olarak verdi. Yalnızca çalışan işçilerden değil mühendisler, avukatlar, doktorlardan fıkra derledim. Turan Oral, Namık Aşcı gibi insanlardan dinledim. Üç dört yıl fıkra derledim. Belirli bir sayıya gelince basımına karar verdim. Sevgili Kürşat kitabın kapağına ve içine çizdiği çizimlerle kitaba daha çok değer kattı” dedi.

YÜCE: “KİTAP KOLEKTİF BİR ÇALIŞMA OLDU”

Yakında emekli olarak bu işlere daha fazla zaman ayıracağını söyleyen Yüce, “Kent kültürünün geliştirilmesi konusunda ZOKEV’deki arkadaşların çok gayretli çalışmaları var. Ben onlarla çalışmalarımı sürdüreceğim. Fıkra veren arkadaşlara teşekkür ediyorum. Kimi fıkraları kitaplardan derledim. Şerafettin Üstünkol ve Yakup Ertosun’un kitaplarında ki kimi olayları da fıkra biçimine sokarak kitaba aldım. Fıkra aldıklarımın arasında Ali Kaya’yı özellikle anmak isterim. Kitapta mail adresim var. Ben eleştirilerinizi bekliyorum. Katkılarınızla bu kitabın genişletilmiş ikinci baskısını hatta ikinci, üçüncü kitabını yayımlarız” diyerek sözlerine son verdi.

COŞGUN: “GÜLME MUHALİFTİR”

Kitabın iç desenlerini, kapağını ve sayfa düzenini yapan ZOKEV Mütevelli Heyeti Başkanı Kürşat Coşgun “Kitabın hem iç desenlerini, hem de kapağını seve seve yaptım. Madenci fıkralarının örneğin Temel fıkralarından çok farklı yanı var. Birincisi yaşanmışlık. Temel fıkralarında Temel’i kaldırıp İskoçyalının ya da Amerikalının bir diye devam edin sonuç değişmez. Ama madenci fıkralarında bunu yapamazsınız, çünkü yerelliği var. Bunlar yalnızca buraya özgü ve Zonguldak folkloru açısından büyük önemi var. Fıkralar sözlü kültürü en önemli taşıyıcılarından biri. Nasrettin Hoca, İncili Çavuş, Borazan Tevfik fıkraları yüzyıllardır anlatılır. Temel fıkraları son yüzyıldır anlatılıyor. Bu fıkraların temel özelliği yıkıcı bir muhalif yanı olmasıdır. Gülme muhaliftir. Gülmek yıkıcı bir eylemdir. Her kahkaha egemenlere yönelmiş bombardıman gibidir” dedi.

COŞGUN: “UNESCO’YA SOMUT OLMAYAN KÜLTÜR MİRASI OLARAK ÖNERELİM”

Yüce’nin en başından beri kendisiyle iletişim halinde çalıştığını söyleyen Coşgun, “Zonguldak’ta bu konuda müthiş bir cevher var. Bu kitap bir yanıyla oluştu. Hocamın 3-4 yıllık çalışması, bizim yandan çarklı desteğimizle bu kitap çıktı. Bence işin çok önemli bir safhasına geldik. Ben burada şunu öneriyorum. Hayata geçirmek için de hemen harekete geçelim. UNESCO son 20 yıldır tüm dünyada somut olmayan kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar yapıyor. Edebiyat, müzik, folklorik değerler ya da yereldeki el sanatları, yemekler, adetler  gibi diğer unsurların envanterinin çıkarılması, korunması, kayıt altına alınması için uluslararası bazda çalışmalar sürüyor. Mesela Kırkpınar güreşleri, Manisa’nın mesir macunu somut olmayan kültür mirasının bir ögesi olarak tescil edildi. Bu kitap temel alınarak Zonguldak fıkralarının somut olmayan kültür mirası olarak tescillenmesini sağlayabiliriz. Fıkralarımız böylece ulusal ya da uluslararası envantere kaydedilmiş olur” dedi.

 

ÇOK SAYIDA İNSAN GÖRÜŞ BİLDİRDİ

İmza günüde, Selahattin Ataman, Dr. Metin Çelikiz, Zafer Kalafat, Sabri Yavuzyılmaz, E. Murat Zaman, Alaatin Kara, Turan Oral, Recep Adıgüzel, Dilek Eyriboyun, Mustafa Eyriboyun ve Ramis Muslu söz alarak, kendi tanık olduğu fıkra gibi olayları anlatıp, kitapla ilgili görüşlerini sundu. Etkinlik Mustafa Yüce’nin kitaplarını imzalamasıyla son buldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here