Kültür ve Eğitim Ödüllerimiz Sahiplerini buldu

0
135

“2018 ZOKEV kültür ve eğitim ödülleri”ni harika bir törenle sahiplerine verdik. 

28 Şubat 2019 Perşembe akşamı Maden Mühendisleri Odası Lokali son zamanların en güzel etkinliklerinden birine ev sahipliği yaptı.

Bülent Ecevit Üniversitesi Konservatuvarı’ndan müzisyenlerin dinletisiyle açılan, sinevizyon gösterileriyle süren, Gülhan Çetin’in her zamanki zarif, akıcı sunumuyla başlayan ödül törenine CHP Zonguldak Belediyesi Belediye Başkan Adayı Şenol Şanal, çeşitli partilerin üyeleri, demokratik kitle örgütlerinin yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri de katıldı.

Ödül töreni öncesinde Şenol Şanal salondakilere hitaben bir konuşma gerçekleştirdi. Devamında ZOKEV adına önceki dönem yönetim kurulu başkanımız Zafer Kalafat söz aldı ve bu ödülün bizim için öneminden dem vurarak bu yıl ikincisini verdiğimiz ödül sahiplerinin ne denli değerli insanlar olduklarını belirtti.

Ödül törenine kültür ödülüyle başlandı. Sayın Hamit Kalyoncu’nun özgeçmişi, devamındaysa ödülün gerekçesi okundu. Hocamıza ödülünü bir başka hocamız Prof. Dr. Vedat Didari takdim etti.

Peşinden Zeynep Hasırcı’nın eğitim ödülüne gecildg. Sayın Zeynep Hasırcı’nın özgeçmişi, devamındaysa ödülün gerekçesi okundu. Hocamıza ödülünü CHP Zonguldak Belediyesi Belediye Başkan Adayı Şenol Şanal takdim etti.

Ali Hasırcı’nın eğitim ödülüyle devam eden etkinlikte Ali Hasırcı’nın özgeçmişi, devamındaysa ödülün gerekçesi okundu. Hocamıza ödülünü bir önceki dönemin yönetim kurulu başkanı sayın Zafer Kalafat takdim etti.

Ardından ödül sahiplerinin konuşmalarına geçildi.

Önce Ali Hasırcı söz aldı ve şunları söyledi:

Sevgili dostlar,

Bu güzel akşamda aranızda olmaktan dolayı çok mutluyum. Hepiniz hoş geldiniz.

Sizlere biraz yaptığım çalışmalardan bahsetmek istiyorum.

BİLİMİ SEVİYOR BİLİMİ KEŞFEDİYORUM projemiz üç aşamadan oluşuyor.

Birinci aşama köy okullarını tespit edip oradaki öğrencilere bilimi sevdirmeyi amaçlayan atölyeler yapmaktı. Bu bağlamda 17 okul 33 farklı sınıfta çalışmalarımızı yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz.

İkinci aşamada çalışma yaptığımız okullara bilim malzemeleri kazandırmaktı. Sponsorlar aracılığıyla şimdiye kadar 15 köy okuluna bilim malzemeleri kazandırdık. Ancak ulaşmak isteyip de ulaşamadığımız köyler ve öğrencilerimiz var. Bizler projemizi Zonguldak ve ilçelerinde de yaygınlaştırmak, daha çok öğrenciye ve okula ulaşmak istiyoruz. Bu konuda siz dostlarımızın yardım ve desteklerini bekliyoruz. Hep birlikte daha çok öğrenciye bilim sevgisi kazandırabiliriz.

Projemizin üçüncü aşamasında köy okulları ile bilim şenliği düzenlemekti. 11 Nisan 2019 tarihinde Çaycuma Kültür ve Sanat Merkezi’nde 15 köy okulu ile birlikte bilim şenliği düzenleme kararı aldık. Bu vesile ile şimdiden sizleri bilim şenliğimize davet ediyoruz. 

Zonguldak Kültür ve Eğitim VAkfı yönetim kurulu ve mütevelli heyetine bizim çalışmalarımız görüp eğitim ödülüne layık gördükleri için çok teşekkür ediyorum. 

Sözlerimi şair yazar Osman Bolulu’nun ir şiiri ile tamamlamak istiyorum.

Geleceğin kitaplarında tek satır,

Adımızdan söz edilmeyeceğini biliriz.

Tarih ancak bayrağı dikenleri anlatır.

Ama biz;

İpek böceği sessizliğinde yarınları öreriz.

Bu ödülü ipek böceği sessizliğinde yarınları ören tüm öğretmen arkadaşlarım adına alıyorum. Teşekkür ederim. 

Zeynep Hasırcı ise şöyle konuştu:

Gönüllü olarak başlattığımız bu projede amacımız çocukları bilimle tanıştırmak ve onlara çevresinde gördüklerini sorgulamak, araştırmak ve olayları bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşabilmek.

Geleceğimiz olan çocukları bilimle tanıştırmak hepimizin görevi olmalı. Bizler de bu görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. 

Bilimin olmadığı yerde acı var, yokluk var.

Bilimin olduğu yerde mutluluk var.

Bu anlamda Bilimi Seviyorum Bilimi Keşfediyorum projesi bizim için çok kıymetli.

ZOKEV eğitim ve kültür alanında Zonguldak’ta önemli görevler üstlenmiş durumda. Yapmış oldukları çalışmalardan dolayı emeği geçen herkesi canı gönülden kutluyoruz.

ZOKEV tarafından layık görüldüğümüz bu ödül bizleri daha çok motive edecek. Sizlerin destekleriyle daha çok çocuğa ulaşacağız.

Sözlerimi tamamlarken Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı yönetim kuruluna ödüle layık gördükleri için bizlere kendimizi ifade etmemize imkan tanıdıkları için çok teşekkür ederim. Bilimle kalın, hoşça kalın.

Kültür ödülü sahibi sayın Hamit Kalyoncu ise şöyle konuştu:

KENT  KÜLTÜRÜNÜ  KORUMAK

ZOKEV yönetim kuruluna ve Mütevelli heyetine bu çok değerli ve anlamlı bulduğum “kültür ödülü” nedeniyle içten teşekkürlerimi sunarım. Ailecek gururlandık, onurlandık.

“Eğitim Ödülü” alan değerli meslektaşlarımı da içtenlikle kutluyorum, alkışlıyorum.

Bu haberin açıklanmasından sonra çok sayıda kutlama iletisi aldım. Onlara da teşekkürler ederim.

Bu ödülü, okul çalışmalarından kalkarak bugüne değin birlikte çalıştığımız, etkinlikler düzenlediğimiz ve sanat-edebiyat uğraşındaki tüm arkadaşlarımı saygıyla selamlıyarak alıp başımın üstüne koyuyorum.

            PAYLAŞMA KÜLTÜRÜ

            Bir kentte birlikte yaşamanın bir anlamı da, o kentteki yaşamı, soluduğumuz havayı, edinilen kültürü birlikte paylaşmaktır. Bu yaklaşım, o kentte yapılanlardan orada yaşayanları da belli ölçülerde sorumlu tutar. Bilinir ki, kentler ürettikleri kültürleri ile yaşar. Ulusal, yerel bu kültürün kentteki ögeleri, onarılamaz, korunamaz, geleceğe miras olarak aktarılamaz ise o kent bir süre sonra tanınamaz hale gelir, getirilir. O kentte yaşayanlar, kendi seçtikleri yerel yönetimler ile birlikte kenti ve orada yaşayan kültürel değerlerin koruyuculuğunu yapar, yapmalıdır.  

AB ülkelerinde bu iş çok büyük bir önem taşır. Şimdi Avrupa Kentsel Şartı’nın şu maddesine dikkatlice bir göz atalım, “Bir kent, aynı zamanda modern gelişmeyle tarihi mirasın korunması arasında dengeyi kurmalı, eskiyi tahrip etmeden yeniyle bütünleştirmeli ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini sağlayabilmelidir. Geçmişi olmayan bir kent, hafızasını yitirmiş bir insana benzer. Kent dokuları, yapılar, ağaçlar, ibadethaneler, kütüphaneler, insanların kentlerdeki yaşamışlıklarının, çalışmışlıklarının ve kişisel tarihlerinin izleridir. Bunlar, geçmişin mirası olup, insanların fani yaşamda kalıcılık duygusuyla geleceğe hazırlanmalarını sağlar”, diyor.

Bırakalım yaşadığımız Zonguldak merkez ilçesini, acaba Türkiye genelinde, geçmişten bu güne böyle bir bakış açısı, kent yönetimlerinde görülmüş müdür? Yakın tarihe kadar bu sorunun yanıtı yoktu, ama şimdi ilk elden aklımıza geliveren Çaycuma ve Eskişehir belediyeleri var.

            Bu noktada, Zonguldak’taki Cumhuriyet dönemi kültürünü yansıtan başta eski Vilayet binası olmak üzere onarılıp, korunacak yerde yıkılan, bozulan binaları göz önüne alarak şu soruyu düşünelim: Belediyecilik, sadece inşaat koşullarına uygun bina yapımına-yıkımına izin vermek midir? Yoksa kentin doğal dokusuna, kültürel yapısına uyumlu yapılaşmayı gözetmek, özendirmek midir?

           

ZONGULDAK  BİR  CUMHURİYET  KENTİDİR

Zonguldak, topraklarında kömür madeni bulunduğu için ilk dönemlerden başlayarak bir emek kenti olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle “Emeğin Başkenti” olarak adlandırılmıştır.

Zonguldak topraklarında, milat öncesinden başlayarak dört bin yıla yakın bir geçmişin ve çeşitli uygarlıkların izlerini görürüz. Kömür üretimi ile birlikte (1840’lar)farklı din, kültür ve yaşam biçimi olan insanlar, yüzyıla yakın bir zaman diliminde bu kentte birlikte yaşamışlardır. 1900’lü yılların başlarından, özellikle Cumhuriyet döneminden sonraki  yıllarda “Zonguldak Türkiye’nin Almanyası” gibidir. İş ve ekmek arayan insanların ilk adresidir.  Zonguldak’ta 1911’li yıllarda  Türkçe dışında altı yabancı dil konuşuluyordu. Bunlar: Fransızca, İtalyanca, Hırvatça, Rumca, Ermenice ve Yahudice idi.      

Zonguldak, Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurduğu ilk iki ilden biridir. Bu yanıyla “Zonguldak tam bir “Cumhuriyet kenti”dir. Yeni Cumhuriyet ilk büyük eğitim atılımı için Zonguldak’ı seçmiş, ilk üniversitesini 1924’yılında “Maden Mühendisi Mekteb-i Âlisi” adıyla burada  kurmuştur.

Zonguldak, 180 yıllık kömür üretim kültürü olan bir kenttir. “Demir  ağlarla anayurdun dört baştan örülmesine” ısı ve ışık vererek enerji  kaynağı olmuştur.  Zonguldak, müzik, balo, spor, giyim-kuşam, gibi sosyal yaşam  etkinlikleriyle diğer illerden çok önce tanışmıştır. Zonguldak’ta ilk gazete “Zonguldak” adıyla, 23 Mart 1923’te yayınlanmıştır. 1940’lı yıllarda basın-edebiyat-sanat yaşamı olarak  Türkiye’nin ilk beş ili arasındadır. Zonguldak  yöresinin  kendine özgü canlı ve renkli bir folkloru vardır. Zonguldak  edebiyat yönüyle Türkiye’nin birçok kentinin önündedir. Değerli yazar, ozan, bilim, kültür, sanat,  insanları yetiştirmiştir. İki katlı kent Zonguldak, kendine özgü kimliği ve kültürü olan çok  özel bir kenttir.

 

             ZONGULDAKLI OLMAK

1994 yılıydı. Ben ADD başkanlığı yapıyordum.  Diğer derneklerle Zonguldak sorunları üzerine toplantılar yapıyoruz. Bir toplantıda, bir komite kurularak, konu ile ilgili bir basın bildirisi hazırlanması kararı alınmıştı. Bildirinin “Zonguldaklılık” bölümünü işlerken, kelime kelime değil ama şu anlama gelen bir görüş ortaya koymuştum: “Nüfus kâğıdına dayalı olarak Zonguldaklı olunamaz.  Zonguldak’ta  doğmuş olmak, sadece kişinin doğum yerini belirler. Zonguldaklı olmak; Zonguldak’ın bugünü ve geleceği  için düşünce, duygu, görüş yaratmak; doğasını, kültürünü korumak, projeler oluşturmak, doğup büyüdüğü kenti her yönüyle tanımak ve tanıtmak, bu düşünceleri toplumda  yaymak, her kesime ulaşması için çaba göstermek” şeklinde olabilir demiştik. Ben bugün de aynı anlayıştayım.

Bugün bu ortamı sağlamak için ne yapmalıyız? Kentini seven, kentine bağlı, bu kente karşı sorumluluk duyan, kentin tarih, arkeolojik, mimari, kültür, sanat ve edebiyat değerlerini, folklorik ürünlerini bilen, onları koruyan, o kentli olmaktan onur ve gurur duyan kuşakların yetiştirilmesi ile başlayabiliriz. Elbette, Kent Bilgisi ve Sosyal Sorumluluk Eğitimi vererek sağlayabiliriz, düşüncesinde olduğumu da belirtmek isterim.

Sözlerimi bitirirken; beni hiçbir etkinlikte yalnız bırakmayan, değerli CHP İlçe Başkanım Yaşar Bükrü ve Yönetim kuruluna, ayrıca bana her zaman rahat ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlayan eşim Müşerref Kalyoncu’ya ve bu anlamlı günün tanıkları olarak siz değerli dostlara içten teşekkürlerimi, saygılarımı sunarım.    (28.Şubat.2019-Zonguldak)

Ey Kent  

*Bir kuraktı yan yöre / Uzadık dal/ Geç açtı çiçeğimiz/ Ey kent/ Kapını geç çaldık

*Altmışsekiz ırmağında / Çeliklendi sesimiz/ Alnımızda her dönemden çizgi iz/  

  Ey kent/ Rüzgarlara eğilmedi başımız

*Nice türkü söyledik güneşe / Sevgiliye bir ömür/ Yetemedi bitemedi neyleyim/

  Ey kent / Sevdamızdan geçmedik

*Yolun ardı ırak değil/ Her resim artık hatıra/ unutma yorgun sesimi/ Ey kent/    

  Doyamadık sevdana.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here